Cumhuriyet Halk Partisi’nde 21 Mayıs 2026 Perşembe günü verilen “mutlak butlan” kararı, Türkiye siyasetinde yeni bir kırılma başlattı. Kararla birlikte CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı ve devamındaki..
Cumhuriyet Halk Partisi’nde 21 Mayıs 2026 Perşembe günü verilen “mutlak butlan” kararı, Türkiye siyasetinde yeni bir kırılma başlattı. Kararla birlikte CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı ve devamındaki kurultay süreçleri tartışmalı hale gelirken, Özgür Özel yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırıldı. Eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki yönetimin göreve iadesinin önü açıldı.
21 Mayıs Perşembe günü öğleden sonra Ankara’dan gelen karar, kısa sürede siyasetin ana gündemi oldu. Mahkeme, CHP’nin 2023 kurultayında yaşandığı iddia edilen usulsüzlükleri gerekçe göstererek kurultayın hukuken geçersiz sayılmasına hükmetti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde olağanüstü hareketlilik başladı. Parti yöneticileri toplantıya geçti, Ankara İl Örgütü ve partililer genel merkeze çağrıldı. Akşam saatlerinde genel merkez önünde kalabalık oluştu.
Özgür Özel ve mevcut yönetim kararı tanımadıklarını duyurdu. Parti yönetimi, delegelerin iradesinin yargı kararıyla ortadan kaldırılamayacağını savundu.

Aynı gece Kemal Kılıçdaroğlu ilk açıklamasını yaptı. Kılıçdaroğlu, sürecin parti içinde ayrışma yaratmaması gerektiğini belirterek örgüte sakinlik çağrısında bulundu.
Bu açıklama, “CHP’de fiili yönetim kime geçecek?” sorusunu daha da büyüttü.

CHP yönetimi, kararın ardından Yüksek Seçim Kurulu’na başvurdu. Başvuruda kurultay iradesinin korunması gerektiği savunuldu. Ancak YSK başvuruyu reddetti. Böylece hukuki tartışma daha da derinleşti.
Bu aşamada en önemli tartışma, kararın kesinleşip kesinleşmediği oldu. Hukukçuların bir bölümü kararın temyiz süreci tamamlanmadan kesinleşmiş sayılamayacağını belirtti. Buna karşılık tedbir kararının hemen uygulanabilir nitelikte olduğu yorumu öne çıktı.
CHP’deki süreç, kamuoyunda “Gemerek olayı” olarak bilinen eski bir siyasi-yargı krizini de yeniden gündeme taşıdı.
Gemerek olayı, 2016 yılında MHP’de yaşanan olağanüstü kurultay süreciyle ilgiliydi. O dönem parti içi muhalefet olağanüstü kurultay için yargı yoluna gitmiş, Ankara’daki mahkeme kurultayın yapılması yönünde karar vermişti. Ancak daha sonra Tosya ve Gemerek’teki mahkemelerden çıkan ihtiyati tedbir kararlarıyla kurultay süreci durdurulmak istenmişti.
Bu nedenle “Gemerek” ifadesi, Türkiye siyasetinde bir partinin iç işleyişine yerel mahkeme kararlarıyla müdahale edilmesi tartışmalarının sembolü haline geldi.
CHP’deki mutlak butlan kararının ardından yapılan benzetmenin nedeni de bu oldu. Siyasi yorumlarda, parti içi iradenin mahkeme kararlarıyla şekillendirilmesi bakımından iki sürecin birbirine benzetildiği görüldü.
23 Mayıs Cumartesi günü CHP içindeki tartışmanın ana başlığı olağanüstü kurultay oldu. Çok sayıda belediye başkanı, milletvekili ve parti yöneticisi, çözümün yeniden delegelerin önüne gitmek olduğunu savundu.
Özgür Özel, yaptığı açıklamada kararı tanımadıklarını vurguladı. Kılıçdaroğlu ile uzlaşma sağlandığı yönündeki iddiaları da reddetti.
Aynı gün kurultay sürecine ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltılar ve tutuklama talepleri gündeme geldi. Bazı kişiler hakkında tutuklama kararı verildi. Böylece kriz yalnızca parti yönetimi tartışması olmaktan çıkıp cezai soruşturma boyutuna da taşındı.
24 Mayıs Pazar günü CHP Genel Merkezi çevresinde tansiyon yükseldi. Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin mahkeme kararının uygulanması için girişimde bulunduğu, Ankara’daki yetkili makamların da tahliye işlemi için emniyete talimat verdiği belirtildi.
Öğleden sonra çevik kuvvet ekipleri genel merkez binasına girdi. Binada bulunan partililer ve bazı milletvekilleri karara tepki gösterdi. Müdahale sırasında arbede yaşandı, bina içinde ve çevresinde gerginlik arttı.

24 Mayıs’ta CHP Genel Merkezi’nde yaşanan polis müdahalesinin ardından Özgür Özel, milletvekilleri ve partililerle birlikte TBMM’ye yürüyüş başlattı. Ankara sokaklarında büyük kalabalık oluşurken, Özel yürüyüş öncesi “CHP artık sokaktadır” mesajı verdi.
Yürüyüş sırasında polis barikatlarıyla karşılaşan Özel, bir TOMA’nın üzerine çıkarak kalabalığa seslendi. CHP’nin teslim olmayacağını söyleyen Özel, “Bir makam odası geride kaldı, meraklısına bıraktık. Ama bir diğeri Meclis’te” ifadelerini kullandı.
TBMM’ye girişlerine izin verilmemesi üzerine CHP’liler Milli Egemenlik Parkı’nda toplandı. Burada konuşan Özel, partinin yeniden “işgalden kurtarılacağını” savunarak mücadelenin sokakta süreceğini söyledi.
Yaşananların ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürüyüş ve olaylarla ilgili soruşturma başlatıldı. Böylece CHP’deki mutlak butlan krizi siyasi tartışmanın ötesine geçerek sokak gösterileri ve yargı süreciyle yeni bir boyuta taşındı.

Gelinen noktada CHP’de kriz üç ana başlıkta toplanıyor:
Birincisi, mahkeme kararının hukuki sonucu. Kararın temyiz süreci devam edebilecek olsa da tedbir hükümleri nedeniyle yönetim tartışması fiilen başlamış durumda.
İkincisi, parti içi meşruiyet meselesi. Özgür Özel yönetimi delegelerin iradesini savunurken, karar eski yönetimin dönüşünü gündeme taşıdı.
Üçüncüsü, olağanüstü kurultay ihtimali. Parti içindeki birçok isim, krizin ancak yeni bir kurultayla aşılabileceğini düşünüyor.
Bu karar yalnızca CHP’nin iç meselesi olarak görülmüyor. Türkiye’de siyasi partilerin kurultay süreçlerine yargı yoluyla müdahale edilip edilemeyeceği tartışması yeniden açıldı.
Bu nedenle 21 Mayıs’ta başlayan süreç, hem CHP’nin geleceği hem de Türkiye’de parti içi demokrasi tartışmaları açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki günlerde gözler temyiz sürecine, genel merkezdeki fiili yönetim tartışmasına ve CHP’nin olağanüstü kurultay kararı alıp almayacağına çevrilecek.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)