Türkiye’de insanlar genellikle büyük şehirlerden bahseder. İstanbul konuşulur, Ankara konuşulur, İzmir konuşulur. Ekonominin, siyasetin ve medyanın merkezi büyük şehirler olduğu için gündem de çoğu zaman oralarda şekillenir. Ancak Türkiye yalnızca..
Türkiye’de insanlar genellikle büyük şehirlerden bahseder. İstanbul konuşulur, Ankara konuşulur, İzmir konuşulur. Ekonominin, siyasetin ve medyanın merkezi büyük şehirler olduğu için gündem de çoğu zaman oralarda şekillenir.
Ancak Türkiye yalnızca büyük şehirlerden ibaret değildir.
Bu ülkenin asıl hikâyesi, haritada ismi küçük puntolarla yazılan yüzlerce ilçe ve kasabada yaşanır. İnsanlar burada doğar, büyür, çalışır, çocuklarını yetiştirir ve hayatlarını sürdürür.
Küçük şehirlerin en büyük özelliği insan ilişkileridir. Büyük şehirlerde insanlar aynı apartmanda yıllarca yaşayıp birbirini tanımayabilir. Oysa küçük şehirlerde bir esnafın gününün nasıl geçtiği merak edilir, bir komşunun hastalığı duyulur, bir öğrencinin başarısı paylaşılır.
Bazen bu durum eleştirilir. Herkesin birbirini tanıdığı yerlerde özel hayatın daha görünür olduğu söylenir. Bu eleştiride haklılık payı vardır. Ancak küçük şehirlerin sunduğu aidiyet duygusunu da göz ardı etmemek gerekir.
Çünkü insan yalnızca bir evde yaşamaz. Aynı zamanda bir şehirde yaşar. O şehrin sokaklarıyla, meydanlarıyla, esnafıyla ve insanlarıyla bağ kurar.
Bugün birçok genç daha büyük fırsatlar için büyük şehirlere gitmek istiyor. Bu son derece doğal bir tercih. Eğitim, iş ve kariyer açısından büyük şehirlerin sunduğu imkânlar tartışılmaz.
Ancak bazen geriye dönüp bakıldığında özlenen şey gökdelenler ya da alışveriş merkezleri olmuyor. İnsanlar çoğu zaman çocukluklarının geçtiği sokağı, mahallelerini, tanıdık yüzleri ve aidiyet hissini özlüyor.
Bir şehrin büyüklüğü nüfusuyla ölçülebilir. Ama değerini belirleyen şey insanlarıdır.
Bu nedenle küçük şehirler yalnızca yaşanılan yerler değildir. Aynı zamanda ortak hafızanın korunduğu alanlardır.
Belki de bu yüzden insanlar dünyanın neresine giderse gitsin, doğup büyüdükleri şehrin adını duyduklarında yüzlerinde istemsiz bir tebessüm oluşur.
Çünkü bazı yerler haritadaki bir noktadan çok daha fazlasıdır.
Onlar insanın hikâyesinin başladığı yerdir.
İkinci Akıl
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)