Papazın Çayırı’nı vermek, yalnızca bir stat meselesi değildir HASAN IŞIK Fenerbahçe’ye Maltepe’de 75 bin kişilik yeni bir stat yapılması düşüncesi gündeme getiriliyor. Türkiye’nin büyük bir stada ihtiyacı olduğu, Avrupa Futbol..
Papazın Çayırı’nı vermek, yalnızca bir stat meselesi değildir
HASAN IŞIK
Fenerbahçe’ye Maltepe’de 75 bin kişilik yeni bir stat yapılması düşüncesi gündeme getiriliyor. Türkiye’nin büyük bir stada ihtiyacı olduğu, Avrupa Futbol Şampiyonası gibi organizasyonlar için yeni tesisler yapılması gerektiği anlatılıyor. Peki, bütün bunların karşılığında Fenerbahçe’nin tarihî yuvasından ayrılması gerçekten gerekli mi?
Asıl sorulması gereken soru budur.
Benim itirazım yeni bir stat yapılmasına değil. Benim itirazım, Fenerbahçe’nin tarihî köklerinden koparılması ihtimalinedir. Çünkü Fenerbahçe, yalnızca futbol oynayan bir spor kulübü değildir. Onun tarihi, bu ülkenin bağımsızlık mücadelesiyle, Cumhuriyet değerleriyle ve kuşaklar boyunca taşınan toplumsal hafızasıyla iç içedir.
Fenerbahçe, Cumhuriyet’in son kalesidir!
Bu söz, benim için yalnızca bir slogan değil; tarihimize, bağımsızlık ruhuna ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkma çağrısıdır.
PAPAZIN ÇAYIRI BİR ARSA DEĞİLDİR!
Papazın Çayırı’ndan bugünkü Şükrü Saracoğlu Stadı’na uzanan tarih, Fenerbahçe’nin hafızasının bir parçasıdır. Burası yalnızca beton, çim ve tribünlerden ibaret değildir. Burası nesillerin anıları, sevinçleri, gözyaşları ve aidiyet duygusudur.
Dedelerin torunlarını götürdüğü, babaların çocuklarına Fenerbahçeliliği öğrettiği, milyonlarca insanın kendisinden bir parça bulduğu tarihî bir mekândır.
Bir stat başka bir yerde yeniden yapılabilir. Daha büyük tribünler, daha modern tesisler ve daha yüksek gelirler elde edilebilir. Fakat bir mekânın tarihini, toplumsal hafızasını ve kuşaklar arasında oluşturduğu bağı aynı biçimde yeniden inşa edemezsiniz.
Taş yerinde ağırdır!
Taşı yerinden çıkardığınızda yalnızca yerini değiştirmezsiniz; onun bulunduğu yerle kurduğu bağı da koparırsınız. O taşa eski ağırlığında değil kenarı ucu kırılmış ufalanmış, eski gücünde kuvvetinde değildir artık. Çatlamış bir taş içine tüm pislikleri ve suyu da alır, bu da geri dönülemez bir süreci çürümeyi başlatır. Fenerbahçe’nin Kadıköy’deki tarihî varlığını da yalnızca ekonomik bir değer üzerinden değerlendiremeyiz.
FENERBAHÇE’NİN BORCU ÖDENİR, TARİHİ GERİ ALINAMAZ!
Eğer mesele Fenerbahçe’nin borçlarıysa, bunun çözümü aranır. Gelirler artırılır, borçlar yeniden yapılandırılır, yeni kaynaklar oluşturulur.
Milyonlarca taraftarın dayanışma gücü neden değerlendirilmesin? Otuz milyon taraftarın bulunduğu ifade ediliyorsa, bu büyük topluluğun gönüllü desteğiyle kulübün mali bağımsızlığını güçlendirecek modeller neden geliştirilmesin?
Elbette herkesin ekonomik gücü aynı değildir. Ancak şeffaf, gönüllü ve bağımsız denetime açık bir dayanışma modeliyle önemli kaynaklar yaratılabilir.
Para bulunur, borç ödenir, stat yenilenir. Ama kaybedilen tarih geri getirilemez!
Mesele yalnızca bugünkü borçları kapatmak değildir. Mesele, Fenerbahçe’nin yarın kendi kararlarını kendi iradesiyle verebilecek ekonomik ve kurumsal güce sahip olmasıdır.
Yeni bir stat büyük gelirler getirebilir. Ancak bu gelirlerin hangi koşullarda elde edileceği, mülkiyetin kime ait olacağı, kulübün bağımsızlığının nasıl korunacağı ve mevcut stadın geleceğinin ne olacağı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Bütün bunlar açıklanmadan, yalnızca büyük bir stat vaadiyle tarihî bir mirastan vazgeçilmesi beklenemez.
SARΙ ÖKÜZÜ VERMEYELİM!
Bir ibret hikâyesi vardır: Sarı öküzü isteyenlere, sürünün geri kalanı zarar görmesin diye ilk taviz verilir. Sonra başka tavizler gelir. Her seferinde sürü biraz daha güçsüzleşir. Sonunda geriye dönüp baktıklarında, kaybettiklerinin yalnızca bir öküz olmadığını anlarlar.
İşte bu nedenle, tarih boyunca farklı biçimlerde anlatılan Sarı Öküz hikâyesi bugün de önemli bir uyarıdır: İlk bakışta küçük veya kazançlı görünen bir taviz, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir.
Fenerbahçe meselesinde de sorgulamamız gereken budur.
Bugün daha büyük bir stat ve ekonomik kazançlar karşılığında Papazın Çayırı’ndan vazgeçmek cazip gösterilebilir. Ancak yarın bu tarihî bağın zayıflamasının bedelini kim, nasıl hesaplayacaktır?
Elimizde Fenerbahçe’yi tarihinden koparmaya yönelik gizli bir plan bulunduğunu kanıtlayan somut bir veri yok. Fakat böyle büyük bir değişikliğin doğurabileceği riskleri sorgulamak için de birilerinin kötü niyetini kanıtlamak zorunda değiliz.
Şeffaflık istemek, mevcut stadın korunması için bütün seçeneklerin değerlendirilmesini talep etmek ve kulübün tarihî mirasına sahip çıkmak en doğal hakkımızdır.
Sarı öküzü vermeyelim!
FENERBAHÇE’NİN TARİHİ, CUMHURİYET’İN HAFIZASININ BİR PARÇASIDIR
Fenerbahçe’nin Millî Mücadele yıllarıyla bağlantılı tarihî mirası, kulübün yalnızca sportif başarılarıyla anılamayacağını gösterir. İşgal yıllarının İstanbul’unda kulübün bazı mensuplarının Millî Mücadele’ye destek vermesi ve kulübün çevresinde gelişen direniş ruhu, Fenerbahçe tarihinin önemli bir bölümüdür.
Cumhuriyet’in temelinde bağımsızlık, ortak irade ve kendi geleceğine sahip çıkma düşüncesi vardır. Fenerbahçe’nin tarihî kimliğini korumak da bu değerlerle birlikte düşünülmelidir.
Elbette bir futbol kulübünün geleceği ile Cumhuriyet’in geleceği aynı şey değildir. Ancak tarihî kimliğin, toplumsal hafızanın ve Cumhuriyet değerleriyle özdeşleşmiş simgelerin korunması, bir toplumun geçmişiyle bağını sürdürmesi bakımından önemlidir.
Bu nedenle Fenerbahçe’nin Kadıköy’den ayrılması ihtimaline yalnızca bir spor yatırımı olarak bakamayız. Burada kulübün aidiyetini, bağımsızlığını ve tarihî sürekliliğini ilgilendiren bir mesele vardır.
Fenerbahçe’nin geleceği birkaç yöneticinin, siyasetçinin veya yatırımcının kararına indirgenemez. Böyle bir konuda kulüp üyelerinin iradesi, taraftarların kaygıları ve tarihî mirasın korunması birlikte değerlendirilmelidir.
SON SÖZ: FENERBAHÇE’NİN ADRESİ DEĞİŞEBİLİR, HAFIZASI DEĞİŞMEMELİ!
Benim için mesele Maltepe’ye karşı olmak değildir. Mesele, Fenerbahçe’nin geleceği adına geçmişinden vazgeçmesinin istenip istenmediğini sorgulamaktır.
Yeni stat yapılacaksa yapılsın. Türkiye daha büyük spor organizasyonlarına ev sahipliği yapacaksa yapsın. Fenerbahçe daha fazla gelir elde edecekse etsin.
Ama bütün bunlar neden Fenerbahçe’nin tarihî yuvasından ayrılması pahasına gerçekleşmek zorunda olsun?
Önce mevcut stadın korunması ve geliştirilmesi için bütün seçenekler değerlendirilsin. Yeni projenin mülkiyeti, finansmanı, işletme koşulları ve Fenerbahçe’nin bağımsızlığı üzerindeki etkileri açıkça ortaya konulsun. Kadıköy’deki tarihî alanın geleceği konusunda kulüp üyelerine ve kamuoyuna açık, güvenilir bilgi verilsin.
Fenerbahçe’nin ekonomik sorunları çözülebilir. Yeni tesisler yapılabilir. Fakat Papazın Çayırı’nın tarihî anlamı kaybedilirse, onu aynı geçmişle ve aynı aidiyetle geri getirmek mümkün olmayabilir.
Benim kaygım budur.
Fenerbahçe giderse, yalnızca bir stat taşınmış olmayacak; Cumhuriyet değerleriyle özdeşleşmiş tarihî hafızamızın da önemli bir parçası yara alabilecektir.
Bu nedenle Fenerbahçe’nin tarihine, Papazın Çayırı’na ve kulübün kendi geleceğini belirleme hakkına sahip çıkmalıyız.
Çünkü bazı şeylerin fiyatı vardır ama karşılığı yoktur.
FENERBAHÇE, CUMHURİYET’İN SON KALESİDİR! BUNU ASLA UNUTMAYALAIM.. !!
SARΙ ÖKÜZÜ VERMEYELİM!
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)