RÖPORTAJ : YEŞİM DEĞER Küçük yaşlarda futbola başlayan ve bugün profesyonel kariyerini başarıyla sürdüren Erdem Dikbasan, disiplinli çalışması, mücadeleci futbol anlayışı ve güçlü fiziğiyle orta sahada dikkat çeken genç..
RÖPORTAJ : YEŞİM DEĞER
Küçük yaşlarda futbola başlayan ve bugün profesyonel kariyerini başarıyla sürdüren Erdem Dikbasan, disiplinli çalışması, mücadeleci futbol anlayışı ve güçlü fiziğiyle orta sahada dikkat çeken genç futbolcularımızdan. Beylikbağıspor alt yapısında başlayan futbol yolculuğu; Pendikspor ve Gebzespor’un ardından Darıca Gençlerbirliği, Karacabey Belediyespor, Belediye Kütahyaspor, Karaman FK, Kırklarelispor, Kastamonuspor ve Boluspor gibi önemli kulüplerde devam etti. 6 ve 8 numara pozisyonlarında oynayan Dikbasan; top kazanma becerisi, takım oyununa katkısı ve skor üretme arzusuyla kariyerinde emin adımlarla ilerlerken, Türk futbolunda kalıcı izler bırakmayı hedefliyor.
Şimdi gelin, futbol serüvenini, kariyerindeki dönüm noktalarını, hedeflerini ve saha dışındaki Erdem Dikbasan’ı kendi sözlerinden dinleyelim.
Erdem Dikbasan kimdir? Kendini kısaca bir futbolcu ve insan olarak nasıl tanımlarsın?
“Erdem Dikbasan, futbolu sadece bir meslek olarak değil, hayatının önemli bir parçası olarak gören bir fubolcu. Sahada mücadeleci, disiplinli, sorumluluk almaktan çekinmeyen ve takımına katkı sağlamayı ön planda tutan bir oyuncuyum. Özellikle 6-8 numara pozisyonunda oyunun iki yönünde de etkili olmaya, takımın hem savunmasına hem de hücumuna katkıda bulunmaya çalışıyorum.
Futbola olan tutkun ne zaman ve nasıl başladı? Seni profesyonel futbolcu olma yolunda en çok motive eden şey neydi?
Futbola olan tutkum daha çok küçük yaşlarda başladı. Yürümeye başladığım andan itibaren futbol topu ile oynamaya başlamışım. Beni en çok motive eden şey, çocukken kurduğum profesyonel futbolcu olma hayalimdi. Küçük yaşlarda başladığım bu yolculukta ailemin bana verdiği destek benim için her zaman çok değerli oldu. Bu süreçte birçok fedakârlık yaptım; zamanımı, konforumdan ve bazen hayatımdaki birçok şeyden vazgeçerek futbola odaklandım. Ailem de aynı şekilde arkamda durarak bana inanılmaz güç verdi. Bu yüzden sahaya çıktığımda sadece kendim için değil, bana bu yolda emek veren ailem için de mücadele ediyorum. Bugün hâlâ beni en çok motive eden şey, onların emeğinin karşılığını verebilmek ve çocukken kurduğum o hayali her geçen gün biraz daha ileri taşımak.”
Beylikbağıspor altyapısında başlayan futbol hikâyen, Pendikspor ve Gebzespor ile nasıl şekillendi?
“Beylikbağıspor kulübünde futbolun temel prensiplerini ve mevkimin gerektirdiği şeyleri yani daha çok sağlam bir temel oluşturmak için gereken her şeyi öğrendim diyebilirim. Pendikspor’da daha yarışmacı daha üst düzey takımların alt yaş kategorileri ile maçlar yaparak daha fiziksel ve performans olarak kendimi üst seviyeye çıkaracak gerek takım antremanlarım gerekse bireysel antremanlarımla bu gelişimime devam ettim. Gebzespor’da ise kısacası burada küçük yaşlardan itibaren öğrendiğim ve gelişim katettiğim her şeyi sahada göstererek beni profesyonel hayata sokacak olan sözleşmemi imzalayarak önemli ve büyük bir adımı atmış oldum.
Profesyonel futbolcu olduğunu hissettiğin anı hatırlıyor musun? O günkü duygularını öğrenebilir miyiz?
“Evet, hatırlıyorum. Hatta tam olarak 8 Mart 2019 Dünya Kadınlar Günüydü. Başkanımız Abbas Sır’ın annem için de bu özel günü seçerek ona daha da anlamlı bir gün yaşatmış oldu. Bunun için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. O gün ki duygularımı ve hislerimi dile dökebildiğim kadarıyla gerçekten küçük yaştan itibaren kurduğum hayalin belki de o an için en büyük başlangıcı olmuştu.”
Darıca Gençlerbirliği’ nden Boluspora kadar uzanan kariyerinde seni en çok geliştiren dönem hangisi oldu?
“Bu süreçte bu iki kulüp de dahil, 7 farklı kulüpte oynadım ve bir sürü teknik direktör ile ekipleriyle birlikte çalıştım. O yüzden her kulüpte ve dönemde kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum. Fakat beni en çok geliştiren ve üst seviyeye çıkmamda rol oynayan yer Karaman FK oldu.”
Farklı kulüplerde ve farklı teknik direktörlerle çalışmak futbol anlayışını nasıl etkiledi?
“Tabii ki de bana getirdiği gerek taktiksel olarak gerekse bireysel olarak pozitif anlamda oyunumu geliştirecek bir sürü şey kattığının farkındayım.”
kariyerinde “bu maç benim için bir dönüm noktasıydı” dediğin bir karşılaşma var mı?
“İlk profesyonel maçım benim için dönüm noktası niteliğindeydi. Çünkü her şeyin bu zamana kadar olan her şeyin benim için futbol hayatımda profesyonel başlangıcı oldu.”
Bugüne kadar futbol hayatında yaşadığın en büyük zorluk neydi ve bunun üstesinden nasıl geldin?
“En büyük zorluklarım, kısa da olsa sakatlıklar ve zor dönemlerde yeniden ayağa kalkmak oldu. Ama benim için pes etmek hiçbir zaman bir seçenek olmadı. Aksine her düştüğümde daha çok çalışıp daha güçlü dönmeye odaklandım. Bugün sahip olduğum karakterin, sahada ki mücadelem kadar bu süreçlerin de bir sonucu olduğuna inanıyorum.”
Kendini sahada nasıl bir futbolcu olarak görüyorsun? 6 ve 8 numarada oynamanın sana ne gibi avantajları var?
“Sahada mücadeleci, sorumluluk almaktan çekinmeyen ve oyunun iki yönünü de oynayabilen bir futbolcu olduğumu düşünüyorum. 6 ve 8 numarada oynayabilmek bana hem savunmada takıma destek olma hem de hücumda oyuna yön verme avantajı sağlıyor. Pozisyonumun gerektirdiği disiplin yanında, oyunun içinde kalmayı ve takıma her anlamda katkı sağlamayı önemsiyorum.”
Güçlü fiziğin, mücadeleci yapın ve top kazanma becerinle öne çıkıyorsun. Bunların üzerine özellikle çalıştığın bir dönem oldu mu?
“Evet, genel olarak sezon içinde ve sezon dışında takım antremanlarım dışında bu ve bunun gibi yeteneklerimi daha da geliştirmek için her zaman çalışarak kendimin en iyi versiyonunda kalmasını sağlıyorum.”
Orta saha oyuncusu olarak skora katkı sağlamak senin için ne ifade ediyor?
“Orta saha oyuncusu olarak skora katkı sağlamak benim için takımın kazanmasına doğrudan katkıda bulunmak demek. Gol atmak ya da asist yapmak elbette önemli ama benim için asıl değerli olan, oyunun her bölümünde takıma fayda sağlayabilmek. Skora katkıda bulunduğumda bunun takımın başarısına dönüşmesi benim için en büyük motivasyon.”
Takım arkadaşların seni saha içinde nasıl tanımlar? Liderlik senin için ne anlama geliyor?
“Takım arkadaşlarımın beni mücadeleci, sorumluluk alan ve zor anlarda takımın yanında olan bir oyuncu olarak tanımlayacağını düşünüyorum. Liderlik benim için sadece konuşmak ya da kaptanlık yapmak değil; sahada sorumluluk almak, arkadaşlarına güven aşılamak ve gerektiğinde takımın yükünü üstlenmek demek. Ben de bunu hem oyunculuğuma hem de karakterime yansıtmaya çalışıyorum.”
Sence profesyonel futbolun mental açıdan en zor tarafı nedir? Kötü bir dönemden geçtiğinde kendini nasıl motive dersin?
“Profesyonel futbolun mental açıdan en zor yanı, verdiğin emeğin karşılığını her zaman hemen alamamak. Kötü dönemlerde insan kendini sorgulayabiliyor. Ben, böyle zamanlarda neden başladığımı, ailemin ve benim bugüne kadar yaptığımız fedakârlıkları düşünüyorum. Çocukken kurduğum hayalin peşinden bugün hâlâ koşuyorsam, zor bir dönem yüzünden vazgeçmem büyük hata olur. Beni motive eden en büyük neden de bu; her gün yeniden çalışıp kendimi kanıtlamak.”
“Sence profesyonel bir futbolcuyu diğerlerinden ayıran en önemli özellik yetenek mi, disiplin mi, mental güç mü?”
“Bence yetenek önemli ama futbolu uzun yıllar oynayabilmek için tek başına yeterli değil. Ben, disiplin ve mental gücün çok daha belirleyici olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu meslekte herkesin iyi olduğu, zorlandığı dönemler oluyor. Önemli olan kötü zamanda da çalışmaya devam edebilmek. Ben, bugüne kadar zorlandığım her dönemde kendime “Biraz daha çalışmalıyım” diyerek devam ettim. Bence gelişmemi sağlayan en önemli şeylerden biri de budur.”
Kariyerinin bundan sonraki bölümünde kendini nerede görmek istiyorsun?
“Kariyerimin bundan sonraki bölümünde kendimi daha üst seviyelerde, sürekli gelişerek ve daha büyük hedeflerin peşinden koşarken görmek istiyorum. Önceliğim, oynadığım her takımda değer katan ve güvenilen bir futbolcu olmak. Bunun yanı sıra en büyük hedefim, çocukken kurduğum hayallere bir adım daha yaklaşmak ve kariyerimin sonunda bu hayallerimi gerçekleştirdiğimi, geriye baktığımda güzel anılarla hatırlamak.”
Avrupa’da forma giymek gibi bir hayalin var mı?
“Evet. Bu, her futbolcunun olduğu gibi benim de hayalim. Eğer bir gün karşıma fırsat çıkarsa neden olmasın.”
Milli takım forması giymek senin için nasıl bir hedef?
“Milli takım forması giymek, çocukluğumdan beri kurduğum en büyük hayallerimden biri. O formayı giymenin gururunu yaşamak ve yaşatmak için her gün kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Bir gün bunu başarmak, kariyerimin en özel anlarından biri olacak.”
Futbolcu olmasaydın bugün hangi mesleği yapıyor olurdun?
“Mimarlık ve yemekler konusunda çok ilgili olduğumu düşünüyorum. Bu yüzden bu iki alandan birine yönelip buradan bir kariyer inşa edebilirdim.”
Maç öncesi mutlaka yaptığın bir ritüelin var mı?
“Maç öncesi her zaman duamı eder ve sahaya sağ ayağım ile girmeye özen gösteririm. Beni motive edecek müzikler dinlemeyi tercih ederim.”
Kaybettiğin bir maç sonrası eve gittiğinde yaptığın ilk şey?
“Maçtaki bireysel ve takım olarak yaptığımız hataların farkına varmak ve sonraki maçlarda bunu en aza indirmek için maçın tekrarını izleyip analiz ederim. Bunun dışında biraz sessiz kalmak da iyi geliyor.”
Seni sahada en çok ne motive eder; kazanma arzusu, takım arkadaşlar, taraftarlar mı yoksa kendine koyduğun hedefler mi?
“Hepsinin yeri ayrı ama beni en çok motive eden şey kazanma arzusu ve kendime koyduğum hedefler. Sahaya çıktığımda hem takımıma katkı sağlamak hem de kendimin daha iyi versiyonu olmak istiyorum. Kaybettiğimizde de en çok bu hırs beni bir sonraki maça daha güçlü şekilde hazırlıyor.”
Son olarak; Beylikbağıspor altyapısında futbola başlayan ve henüz çocuk olan Erdem’e bugün bir cümle söyleme şansın olsaydı ona ne söylerdin?
“O küçük Erdem’e sadece şunu söylemek isterdim: “Sakın vazgeçme! Bugün kurduğun hayaller, yıllar sonra seni ve aileni gururlandıracak.”
Beylikbağıspor altyapısında başlayan ve bugün Boluspor’a uzanan futbol yolculuğunda her adımın kendisine yeni bir deneyim ve yeni bir hedef kattığını ifade eden Erdem Dikbasan, başarıya giden yolun yalnızca yetenekten değil; sabır, disiplin, mücadele ve inanmaktan geçtiğine inanıyor. Önünde uzun bir kariyer ve hedef bulunan genç futbolcu, formasını en iyi şekilde temsil ederek Türk futbolunda kalıcı bir iz bırakmak istiyor. Anlaşılan o ki Erdem’in hikâyesinin son sayfası henüz yazılmamış; yeni hedeflerle, yeni mücadelelerle ve yeni başarılarla devam edecek bir futbol hikâyesi…
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)